Detaylı/Hızlı Arama
Giriş Sayfası Yap / Sık Kullanılanlara Ekle
 
Ana Sayfa
 
 
 
 
 
 
Bediüzzaman Said Nursi
 
 
 
 
 
 
Risale-i Nur Külliyatı
 
 
 
 
 
 
Sorularla
Risale-i Nur ve Bediüzzaman
 
 
 
 
 
 
Kur'an-ı Kerim
 
 
 
 
 
 
Hadis-i Şerif
 
 
 
 
 
 
Sahabe-i Kiram
 
 
 
 
 
 
Site İçi Arama
 
 
 
 
 
 
Bize Yazın
 
 
 
 
 
 
Risale-i Nur Linkleri
 

 
---------------
 
SİTE TAVSİYEMİZ



 



 
 
Lafza-i celalden celal silsilesi tecelli ettiği gibi, bu iki sıfattan dahi cemal silsilesi tecelli ediyor. Evet her bir âlemde emr u nehiy, sevab u azab, tergib u terhib, tesbih u tahmid, havf u reca gibi pek çok füruat, celal ve cemalin tecellisiyle tese


Nur Külliyatında bir İlâhî saltanat çokça nazara verilir: Saltanat-ı Rububiyet.

Fatiha Suresinde Allah, “Rabbül âlemin” olarak tanıtılır. İşte saltanat-ı rububiyet, “bütün âlemleri bütün fertleriyle ancak Allah’ın terbiye etmiş olması” saltanatıdır. Terbiye gören bu varlıkların da, bir gurup insan dışında, tümü Allah’ın emir ve yasaklarına son derece itaat ederler.

“Bir sultan, itaat edenlere mükâfat ve isyan edenlere de mücazat etmezse, saltanatı inhidama yüz çevirir. Ve keza bir sultanın sağında lütuf ve merhamet ve solunda kahr ve terbiye lâzımdır.” (Mesnevî-i Nuriye)

İşte, bu mükâfat ve ceza, kahır ve lütuf kelimeleri, bizi cemal ve celâl tecellilerine götürür.

Dünyanın başını nöbetle saran “ışık ve karanlık”, bu tecellilerin her gün şahit olduğumuz iki misalidir. Işıktaki cemâl tecellisiyle gönüller sürurla dolar, karanlıkta ise ruhları bir korku sarar.

Dünyanın günlük seyahatinde görülen bu tecelliler yıllık seyahatte de bir başka şekilde karşımıza çıkarlar. Güz mevsiminde bütün yaprakların sararıp dökülmesi ve kışın yeryüzünün karlarla kaplanması, yeşil namına, çiçek namına bir şeyin görünmez olması bir celal tecellisi olduğu gibi, bahar mevsiminde çiçeklerin açması, yaprakların meydana çıkması, havanın ılıması bir cemal tecellisidir.


Lafza-i celalden celal silsilesi tecelli ettiği gibi, bu iki sıfattan dahi cemal silsilesi tecelli ediyor. Evet herbir âlemde emr u nehiy, sevab u azab, tergib u terhib, tesbih u tahmid, havf u reca gibi pek çok füruat, celal ve cemalin tecellisiyle teselsül ede gelmektedir.” (İşarat-ül İ’caz)

Lafza-i celâl olan Allah, bütün sıfatları ve isimleri mânâsında toplar. “Sonsuz kudret, mutlak irade, evveli ve ahiri olmayan zatî bir hayat, her şeyi ihata etmiş bir ilim, bütün sesleri işiten bir işitme sıfatı...” birlikte düşünüldüğünde, insanın kalbinde “azamet, kibriya ve celâl” mânâları hakim olur. Rahmân ve Rahîm isimleri düşünüldüğünde ise insan ruhu, “lütuf, ihsan, kerem” gibi cemal mânâlarıyla dolar.

Besmelede açıkça görülen bu cemal ve celâl tecellileri her şeye ve her hadiseye yayılır.

Bu iki ana tecellinin pek çok füruatı, yani birçok yan dalları vardır. Konunun devamında bu silsilelerden bazı örnekler verilir:

Emir ve nehiyden birincisinde cemal, ikincisinde celâl hakimdir. Allah’ın namaz, oruç gibi bütün emirleri bizim için hem bir İlâhî iltifat, hem de cennetimize birer vesiledirler. Nehiylerde, yani İlâhî yasaklarda ise celâl hakimdir. Ama bu celâl içinde cemal de vardır. Nitekim, yasaklardan sakınmak insanı cennete ulaştırır.

“Evet cemalin gözünde celal ne kadar cemildir, celalin gözünde dahi cemal o kadar celildir.” (Mesnevî-i Nuriye)

Cenab-ı Hakkın cemal tecellileri, özellikle, bir türün bütün fertlerinde birlikte seyredildiklerinde o güzellik içinde bir azamet, bir haşmet de sergilerler. Bir tek çiçekte cemal görünür, ama binlerce çiçeğin kaynaştığı bir çiçek bahçesine girdiğimizde, o güzellik içinde gözler kamaştıran bir azamet tablosuyla karşılaşırız. İşte bu, cemalin gözündeki celâl tecellisidir.

Öte yandan, öyle celâl tecellileri de vardır ki güzelliği gözleri kamaştırır. Güneşin ve okyanusun güzellikleri, celâlin gözündeki cemal tecellilerine misal olabilir.

“İsm-i Celal, alelekser nevilerde, külliyatta tecelli eder. İsm-i Cemal ise mevcudatın cüz’iyatına tecelli eder.” (Mesnevî-i Nuriye)

İşte emirlerdeki cemal, gözlerin görmediği kulakların işitmediği, beşerin kalbine, hatırına gelmemiş bir cenneti meyve vermesi cihetiyle bütün emirler, cemalin gözündeki celâle misal olabilirler.

Öte yandan, yasaklarda celâl tecellisi olmakla birlikte, bu yasaklardan sakınmak insanı yine gözlerin görmediği dehşetli bir azaptan kurtarmaya sebep olacağı için de, her bir yasak, celâlin gözündeki bir cemal tecellisidir.

Diğer örnekler üzerinde de kısaca duralım:

Sevaplar cemal, azaplar celâl tecellisidir.

İyi şeylere teşvik etmek cemal, kötülerden nefret ettirmek celâl tecellisidir.

Allah’ı noksan sıfatlardan tenzih etmek celâl, kemâl sıfatlarını düşünüp hamd etmek ise cemal tecellisidir.

Üstad hazretleri, bu vecizede özet olarak ders verdiği celâl ve cemal cilvelerini aynı eserin daha sonraki sayfalarında açar ve genişletir. Lütuf ve kahırdan, cennet ve cehennemden, nar ve nurdan, tebşir ve inzardan, havf ve recadan söz eder.

Kâinatı ve insan hayatını kuşatan ikili tecellilerden çoğunlukla birisi celâl, diğeri cemal tecellisidir.

Bunlardan birkaç misal:

Semada celâl hâkimdir, arzda cemal.

İbadette cemal, istianede celâl tecellisi vardır.

Sevgi cemal, korku celâl tecellisidir.

Menfaatleri celp cemalden, zararları def celâlden; hayat cemalden, ölüm celâlden; izzet cemalden zillet celâlden; lütuf cemalden, kahır celalden haber verirler.

Misalleri çoğaltabiliriz.

16 Okuma
 
 
BÖLÜMLER Bize yazın | Risale-i Nur | Sorularla Risale-i Nur | Kur'an-ı Kerim | Kütüb-ü Sitte | Ana Sayfa